| Zeybek Giysisine Getirilen Yasaklamalar |
|
|
|
| Salı, 13 Şubat 2007 | |
|
2961 kez okundu Zeybek Giysisine Getirilen Yasaklamalar Çeşitli nedenlerle dağa çıkıp eşkıyalık yapanlar, Batı Anadolu’da Zeybek adıyla anılmaktadır. Ancak bu insanların Zeybek adıyla anılmaları için yalnızca eşkıyalık yapmaları yeterli değildir. Eşkıyalığın yanı sıra kültürel anlamda Zeybek kavmine özgü birtkaım özellikleri de taşımaları gerekmektedir. Bu özelliklerin başlıcası da giysi konusudur. Çünkü Batı Anadolu’da dağa çıkıp eşkıyalığa başlayan kişi ilk iş olarak kendisine bir Zeybek giysisi yaptırmaktadır. Zeybek giysisi, o dönemlerde özellikle Ödemişli Rumlar tarafından yapılmaktaydı. Oysa dünyanın bir başka yerinde, Batı Anadolu’daki gibi yalnız eşkıyalara özgü giysi geleneğinin olduğu hiç duyulmamıştır. Bütün bunlar da Zeybek giysisi olarak bilinen giysinin aslında “Zeybek” adıyla anılan etnik bir gruba ait olduğunun göstergesidir. Türklerin eşkıyalık geleneğine büyük oranda el atmalarıyla birlikte, uzun süredir eşkıyalıkla ün salmış olan Zeybeklerin giysilerinden de etkilenmemeleri çok küçük bir ihtimaldir. Ancak Osmanlı Padişahı II. Mahmut’un Mısırlı giysisini benimsemesi üzerine bu dönemde gelişen giysi konusundaki görüşler, Zeybek giysilerine ve dolayısıyla Batı Anadolu yöresel giysilerine olumsuz yansımıştır. Örneğin, 21 Ağustos 1838’de Aydın Valiliği’ne atanan Çengeloğlu Tahir Paşa, 20 Aralık 1838’de Padişaha gönderdiği bir yazıda, bölge halkının günlük giysisinden Zeybek giysisi diye söz eder ve bu giysinin yöre halkının eski adetlerinden olduğunu, bu giysiyle ilgili getirilen birtakım yasaklamalara halkın bir kısmınının uyduğu; bir kısmının ise, özellikle eşkıyaların bu Zeybek giysisini giymekte ısrar ettikleri belirtir. Bu giysiyi giymekte ısrar edenler hakkında “gereğinin yapılacağı” konusunda da çeşitli emirler veren Tahir Paşa, kendince tuhaf görünüşlü bu giysilerin yerine uygar giysi giyme konusunda bir zorunluluk getirir ve Zeybeklerden oluşan düzenli bir askeri birlik kurmak ister. Anca bu konuyla ilgili emirler, yüzyıllarca bu bölge dağlarında ve özgürce bu giysiyle yaşayan Zeybeklerin ve yöre halkının direnciyle karşılanır ve Zeybeklerin yoğun yaşadığı bölgelere, hatta dağ köylerine kadar yayılan bir başkaldırıya neden olur. Çıkan başkaldırı devlet güçleri tarafından kanlı bir biçimde bastırıldı ve yüzlerce zeybeğin ölümüyle sonuçlandı. Bu mağlubiyetin ardından birçok bölgede uygar giysi Zeybekler tarafından kabul gördüyse de sonuç olarak Çengeloğlu Tahir Paşa’nın bu konudaki çabaları kesin bir başarı sağlamamış, eski Zeybek giysisi yer yer çeşitli bölgelerde varlığını devam ettirmiştir. Kırım savaşına gönüllü katılan Zeybeklerin eski Zeybek giysileriyle katılmış olmaları da, Muallim Hasan Bahri’nin “Anadolu Köy Düğünleri” ve Çankırılı Hacışeyhoğlu Ahmed Kemal’in “Görüp İşittiklerim” adlı eserleri de bunu göstermektedir. Zeybek giysisinin 19. yüzyıl sonlarında giyilmeye devam ettiğinin diğer kanıtlarından birisi de ünlü Türk Ressamı Osman Hamdi Bey (1842-1910)’in tablolarıdır. Osman Hamdi Bey’in yaptığı tablolar arasında Zeybek resimlerinin de olması çalışma tekniği de göz öüne alındığında –ki Osman Hamdi Bey, bir kısım tablolarında fotoğrafı yardımcı bir araç olarak kullanmıştır ve dolayısıyla Zeybeklerle ilgili tablolarında da bu tekniği kullanma olasılığı vardır. Zeybek giysisinin bu dönemlerde varlığı ve sanatçıları da etkisi altına aldığı düşünülebilir. Nitekim ünlü ressamın özellikle “Tavla Oynayan Zeybekler (1890 tarihli, 66x53 cm boyutlu)” adlı tablosu dönemin Zeybek giysisiyle ilgili tüm ayrıntılarını yansıtmaktadır. Zeybek giysisi ile ilgili yasaklamalar yalnız 1838’de değil, 1894 ve 1905 yıllarında da gündeme XIX. Yüzyılın ikinci yarısında ve sonlarında sayıları azalan Zeybekler, uygar giysiyi kendiliklerinden kabul edeceklerdir. Özellikle Cumhuriyetin ilanı ve giysi devrimleriyle birlikte Zeybek giysisi bütün olarak bırakılacaktır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




