Ana Sayfa arrow Makaleler arrow Seğmenlik Nedir?
Zeybekler.Net
Ana Sayfa
Forum
Zeybek Nedir?
Töre ve Törenler
Kostümler
Efeler
Makaleler
Videolar
İletişim
Ziyaretçi Defteri
Forumdan Son Konular
Aydın'dan hangi oyunlar sizce daha güzel?
Özay Gönlüm'ün Yorumuyla Bozdoğan Zeybeği
Denizli/Tavas yöresi kostümleri
M.e.b Türkiye Finalleri
Altın Adımlar'dan kareler:)
MuĞla Ünİ.2008/fİnal Marmarİs
PAÜ 8 Nisan 2008 Üniversiteler Eskişehir Grup Yarışması Fotoğrafları
2008 üni. stilize türkiye finali


 

Seğmenlik Nedir? PDF Yazdır E-mail
Okuyucu Oylama: / 18
Kötüİyi 
Cuma, 31 Mart 2006
4924 kez okundu
Seğmenlik Nedir?
 
  Seğmen'in sözcük kökenine ilişkin şu ana kadar öne sürülen görüşler, bilimsel araştırma temelinden yoksundur. Bu konuda sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için, ileri sürülen görüşlerden birine kısaca değinelim.

Yaygın olan bu görüşe göre, "seğmen" yeniçeri ocağındaki' sekban bölümlerine ilişkin olarak, köpek bekçisi veya köpek muhafızı olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Sekban, Yeniçeri Ocağında 34 ortadan oluşan bir kısmının adıdır.

Seğmen'in, sekban'dan kaynaklandığını kabul edersek. Türkler'in tarihini Anadolu'yla sınırlamış olur ve büyük bir yanılgıya düşeriz.

Seğmen, yukardaki görüşlerin sonucu olarak, Sekban'dan sonra Anadolu'da yaratılmış bir töre değil, kökü Orta Asya'ya dayanan bir Türk geleneğidir. Ankara'da düğün gelenekleri bölümünde de değinildiği gibi Seğmen, göçebe yaşam tarzına uyum sağlamak zorunda kalmış Türk Ulusu'nun, öz benliğinden çıkmış bir Orta Asya töresidir. Bilindiği gibi Orta Asya'da Türkler, doğa koşullarına ayak uydurabilmek için sürekli bir yerden başka bir yere göçmek zorunda kalmışlardır. Seğmenler bu göçlerde ön plana çıkmış, herhangi bir saldırıyla karşı kervanı korumakla yükümlenmişlerdir.

Anadolu'da yerleşik hayata geçilmesiyle seğmen töresi, Ankara gibi Türk nüfusun homojen olduğu bir bölgede değişik bir biçimde karşımıza çıkmaktadır. Önceleri kervana öncülük eden, kervanı koruyan seğmen, Ankara ve çevresinde gelin alayını koruyan seğmen konumuna gelmiştir. bu yörede seğmen tekil ve çoğul olarak iki anlam taşımaktadır. Tekil olarak seğmen, efe veya köy yiğidi, çoğul olarak ise düğün alayı anlamında kullanılmaktadır.

Gelin alayı ile gidecek seğmenler, yöresel seğmen kıyafetleri giyerek, Efe Başı'nın verdiği direktifler doğrultusunda ilerler. Bunların bir kısmı atlıdır, bir kısmı ise davul-zurna eşliğinde zeybek oynayarak alayın önünde giderler.

Ulusal güçlükler karşısında seğmenler kendilerine lider olabilecek, kişiliğinde devlet kurabilecek ve yönetebilecek güç bulunan kişiye katılmak, ya da bu amaçla başa geçireceği gözüpek, vatansever bir önderi seçmek için Seğmen Alayı oluştururlar. Buna "Seğmen Düzülme" de denilir.

Enver Behnan Şapolya, Seğmen Alayı'nı şöyle anlatmaktadır:

Seğmen Alayı, ulusal felaket günlerinde (kızılca günlerde), bir devletin yıkılışı sırasında yeni bir devlet kurmak ve bir reis seçmek için kurulurdu. Bu alay yeni devleti kurar, yeni başkanı seçerdi. Bu nedenledir ki Oğuzlar tarihi hiçbir devrinde devletsiz kalmamıştır. Seğmen düzülme çok dikkate değer bir olaydır. Seğmen Alayı toplu ve ulusal bir coşku anıdır. Bunun küçük bir şekilde bayram ve düğünlerde kurulurdu. Seğmenler o gece "sinsin" denilen bir ateş oyunu (kökeni Orta Asya şamanist inançlara dayanır) oynarlardı. Bir dağ yamacında veya tepede büyükçe bir ateş yakılır,maşakıma denen bir demir çanak içine yağlı çıra koyulur, bu ateşin etrafında davul-zurna çalınıp zeybek oynanırdı. Ayrıca bu ateşin üzerinden atlayarak bir tür tura oyunu oynanırdı. Bazen de ateşe koç atarlar, böylece sabahı ederlerdi."

Seğmen düzülmeyi, yalnız Ankara gelenek olarak saklamıştır. Bunun nedeni ise, Ankara çevre köylerinin, Oğuz boyları tarafından kurulmuş olmasıdır. Çubuk'ta Kınık, Elmadağ eteklerinde Bayındır, Ayaş'ta Kayı, Hüseyin Gazi Tepesi eteğinde Peçenek, Yazir, Dodurga, Bala'da Avşar, Çubuk'ta Kargın; Çavundur Eğmir Gölü, Bökdüz köyleri Ankara'yı çevrelemiştir. Şapolyo'ya göre tüm bu köy adları Oğuzların yirmidört boyunun adları olup, köylerin çoğunluğu Oğuz'ların Beydilli aşiretindendir.

Anadolu tarihte böyle çok çoşkulu günler geçirmiş, seğmen düzülerek yaya, atlı ve silahlı olan delikanlıları bir reis etrafında toplamıştır. Büyük bir olasılıkla, Selçuklu İmparotoluğu yıkılırken yine böyle coşkulu bir alay olmuş ve Osman Bey aynı şekilde Kayı Boyu'nun başına bey seçilmiştir. Selçuklu Devleti'nin Cend'de kuruluşu, Osmanlı Devleti'nin Söğüt'te kuruluşu, bu geleneğe çok benzemektedir. Selçuk, bu geleneğe göre, altı seğmen alayları önünde, bir çocuğa, torbadan ok çektirilerek bey seçilmişti. Osman Bey ise, yine atlılar karşısında bir ak keçeye oturtulup, dokuz kez havaya kaldırılarak dolaştırılmış, kımızlar sunulup and içilerek bey tanınmıştı.

Ankara'da ise Seğmen Alayı kurulacağı zaman, efeler kahvesi önüne sırmalı seğmen sancağı dikilirdi. Bu bayrak, Seğmen Alayının kurulmasına işaretti. Dua okunduktan ve kurban kesildikten sonra alay harekete geçerdi.

Alayın önündeki davulcular ve zurnacılar genellikle Abdallar’dır. Bunların giysileri dikkate değer özelliktedir, giydikleri beyaz şalvarları ile birer şamana benzerlerdi. Beyaz şalvarın üzerine sırmalı camadan giyerlerdi. Bellerinde geniş bir meşin silahlık ve bunun içinde de tel sırmalı bir mendil sarkardı. Göğüslerine paralar, boynuzlar ve Yeda Taşı gibi ufak taşlar asılırdı. Saçları uzun olur ve başlarına keçe külah giyerlerdi. Zurna çaldığı zaman, davullarını havaya kaldırırlar, davul havada iken tokmak vurarak, helezonlar çizerek, yere yatarlar, kalkarlar, bir ayakları üzerinde dönerler, davulları tekrar havaya kaldırırlar. Sanki gökten Tanrı ruhlarını çağırır gibi garip hareketler yaparlar, davulu önce yere doğru çalar, sonra havaya kaldırırlar, sıçrayıp yere diz çökerlerdi. Çoğunlukla iki davulcu karşılıklı oynarlardı, yan yana davul değneklerini kasnaklara vurarak ve sağa sola sallayarak dokuz adım yürürler sonra geri dönerlerdi. Bu şekilde, üçüncü yürüyüş sonunda davulları hızlı çalarak ilerlerdi. Bundan sonra zurnacıların oyun havaları çalmasıyla, oyunlar oynanırdı. Davulcuların arkasında iri yapılı bir efe, seğmen alayının bayrağını taşırdı. Bayrağın iki tarafında meşhur kabadayılardan iki efe de ellerinde teke pala denilen, iri palanın uçlarını yukarı tutmuş bir şekilde ilerlerdi. Bu kişilere bölük başı denilirdi. Bunların önünde ondört yaşlarında milli kıyafetli çocuklar da ellerinde som saplı bıçaklarla yürürlerdi. Davulcularla efe sancağın arasındaki iki tane gür sakallı ve iri yapılı kişiler, omuzlarında balta, önlerinde birer meşin önlük, ağır ağır yürüyerek ihtişamlı bir hava yaratırlardı. Bunlara Seymen baltacıları denirdi.

 
< Önceki   Sonraki >

 
Ayi.org
Linkcenneti.com
Counters
eXTReMe Tracker