| Oyun Nedir? |
|
|
|
| Cuma, 19 Mayıs 2006 | |
|
19712 kez okundu Oyun Nedir? Oyun, öztürkçe bir kelimedir. Dil ve ifade bakımından en eski üniversal olanıdır. Oyun: duygu ve düşüncenin hareketle ifadesidir. Bu şekilinin yaşanılan toplumla sıkı bir ilişkisi vardır. İlk insanlar oyunla; düşünce, tasavvur, arzu, ihtiras ve efsanelerini anlatırlardı. İlk insan henüz hiç bir şey bilmediği dönemde tabiat içinde yaşarken birtakım sesler duydu, haraketler gördü. Zamanla bu haraket ve sesler, kafasında çağrışım yapmaya başladı, haraketleri ve sesleri taklit etmeye başladı. İşte o zaman ses ve haraketin bütünü olan "oyun" ortaya çıktı. Eski eserlere baktığımızda ilkel kavimlerde, insanların ateşin etrafında toparlanıp hayvan hikayeleri anlattıkları, anlattıkları hikayeleri canlandırarak oyunlar oynadıkları görülmektedir. Ayrıca avladıkları hayvanın kılığına girmek, onun gibi ses çıkarmak, makyaj yapmak sık rastlanan olaylardı. İşte ilk insandan başlayarak günümüze kadar gelen "oyun" günümüzde halk kültürünün önemli ve zengin bir bölümünü oluşturmuştur. Müzik asırlarca oyunu takip etmiş, ölçülerini ondan almıştır.
Mevlevi tarikatında "sema" ve ondaki figürler, dilin kalıplarından soyunmasından başka bir şey değildir. Mevlana, "mesnevi'yi bitirince bundan sonra dilsiz gelir" der ve O'nu bu sıkıntıdan oyun kurtarır, kısaca sema, mesnevinin devamıdır. Eflatun "oynar gibi yaşamalı, oyunlar oynamalı, şarkı söylenmeli, dans etmeli, böylece tanrıların gönlü alınır ve insanların kendi düşmanlarına karşı savunur yarışma kazanır" der. Bizde "oyun" üzerine ilk yazı Rıza Tevfik Bölükbaşı tarafından yazılmıştır. Bölükbaşı "Nevsal-i Afiyet" adlı tıp yıllığında yayımlanan yazısında raks kelimesini kullanmıştır. Yazıda "oyun: savaş, kavga, av, eğlenmek, doğurmak, ateş yakmak, adam yemek, yılan tutup dişlerini sökmek gibi olaylardan tutunda, günlük olaylardan herşeye varıncaya kadar oyun ile taklit edilir. Her münasebetle raks edilir. Mehtaba, güneşe, karanlık geceye ateşe raks edilir vesselam" diyerek konu ile ilgili düşüncelerini belirtmiştir. Evliya Çelebi de "seyahatname"sinde Avrupa'da dans olaylarından bahseder. Zamanla danslar dini, törensel niteliklerini kaybede kaybede manasını yitirince, açıkça izah edemediğimiz soyut danslar halini almıştır. Bugün bize ne olduklarını az çok anlatan oyunlar taklitli oyunlardır. Oyun enerji fazlasını atmak, benzetme içgüdüsünü doyurmak, boşaltmaktır. Bir kurama göre; genç yaratıkları (insan, hayvan) ilerde yaşamın gerektirdiği ciddi iş ve uğraşlara hazırlamak, yetiştirmek içindir. Ya da doğuştan bir geliştirme itkisi, ya da üstün gelme ve yarışma isteği, yitik enerjiyi tek yönlü canlılıkla, eylemle onarmaktır. Görüldüğü gibi oyunun insan hayatında önemli bir yeri vardır. Düşünen insan ve hemen onun yanında bir de oynayan insan vardır. Özellikle eğitimciler oynayarak öğrenmenin daha ilginç olduğunu, katılmayla daha çok öğrenildiğini, öğrencilerin belleğinde daha iyi kaldığını, karar verme ustalığını daha iyi kazandırdığını, davranışları geliştirdiğini saptamışlardır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



